1 Ara öğünler dahil günde 7 öğün (3 ana, 4 ara) yiyin.
2 Günde 7 büyük fincan yazın normal ısıda, kışın sıcak su için.
3 Günde toplam 7777 adım atın.
4 Akşam 7′den sonra geç ve ağır yemeyin.
5 Haftada bir kez olmak üzere 7 hafta üst üste düzenli olarak
tartılın.
6
7 besini artırın:
*
Mevsimin az şekerli sebze ve meyveleri
*
Yeşil salata
*
Doğal müsli ve yulaf ezmesi
*
Yağsız süt ürünleri
*
Uygun pişmiş derisiz beyaz et
*
Bakliyatlar
*
Tam tahıl ürünleri
7 besini azaltın
*
Beyaz un ve şeker
*
Kızartma
*
Ağır yağlı şarküteri ürünleri
*
Kaymak ve deriler (balık, tavuk)
*
Yağlı katkılar ve soslar
*
Şekerli veya şeker eklenmiş içecekler
*
Fazla oranda tuz
7
Doğal 7 maddeden yararlanabilirsiniz
*
Tere tohumu
*
Funda yaprağı
*
Coenzyme Q10
*
L-Carnitine
*
Yeşil Çay
*
Krom GTF
*
Zencefil
Formula7, Formula 7 Hakkında, Çocuk Sağlığı
17 Ağustos 2010 Salı
Formula 7 bağımlılık yapar mı?
Anti-Depresan ilaçlarla birlikte Formula 7 kullanabilir mi?
Herhangi bir yan etki bildirilmemesine karşın doktorunuza danışarak kullanmanızı tavsiye ederiz.
Formula 7 alkol ile birlikte kullanabilir mi?
Formula 7‘nin alkol ile birlikte kullanılmasını önermemekteyiz.
Formula 7 bağımlılık yapar mı?
Formula 7 içerisindeki maddeler bağımlılık yapmamaktadır
Herhangi bir yan etki bildirilmemesine karşın doktorunuza danışarak kullanmanızı tavsiye ederiz.
Formula 7 alkol ile birlikte kullanabilir mi?
Formula 7‘nin alkol ile birlikte kullanılmasını önermemekteyiz.
Formula 7 bağımlılık yapar mı?
Formula 7 içerisindeki maddeler bağımlılık yapmamaktadır
Formula 7 alerji yapabilir mi?
Formula 7 alerji yapabilir mi?
Formula 7 içerisinde yer alan maddelerden herhangi birine karşı alerjiniz var ise reaksiyon görülebilir. Bu gibi durumlarda ürünü kullanmayı bırakınız.
Tiroit hastasıyım, dışarıdan tiroit hormonu alıyorum, kullanabilir miyim?
Herhangi bir yan etki bildirilmemesine karşın doktorunuza danışarak kullanmanızı tavsiye ederiz.
Doğum kontrol hapları ile kullanabilir miyim?
Herhangi bir yan etki bildirilmemesine karşın doktorunuza danışarak kullanmanızı tavsiye ederiz.
Formula 7 içerisinde yer alan maddelerden herhangi birine karşı alerjiniz var ise reaksiyon görülebilir. Bu gibi durumlarda ürünü kullanmayı bırakınız.
Tiroit hastasıyım, dışarıdan tiroit hormonu alıyorum, kullanabilir miyim?
Herhangi bir yan etki bildirilmemesine karşın doktorunuza danışarak kullanmanızı tavsiye ederiz.
Doğum kontrol hapları ile kullanabilir miyim?
Herhangi bir yan etki bildirilmemesine karşın doktorunuza danışarak kullanmanızı tavsiye ederiz.
9 Ağustos 2010 Pazartesi
Çocuklarda Yeme ve Kilo Problemleri (Soru-Cevap)
Çocuklardaki yeme ve kilo problemleri soru cevap şeklinde ele alınmış bir yazıda okuyun:
7 yaşındaki oğlum çok iştahlı. Eşim de ben de çalışıyoruz. Herhangi bir sağlık problemi yok. Sonra doktorlardan biri nedenini psikolojik olabileceğini, bir psikoloğa götürmemiz gerektiğini söyledi. Sizce bir psikoloğa gitmeli miyim? Sizin bana önerebilecekleriniz neler? Onu bu iştahlı halinden nasıl uzaklaştırabilirim?<
Fazla iştah çocukta kilo problemine neden oluyorsa ve fiziksel bir nedeni yoksa genellikle psikolojik kaynaklı bir iştahtan söz edilir. Ancak buradaki önemli husus çocuğun iştahlı olma özelliğinin ne zamandan beri var olduğudur. Örneğin; daha yakın bir zamanda daha önce yemediği tarzda iştahla yemeye başladıysa ve bu nedenle ani kilo artışı söz konusu olduysa bu ciddi bir problemin habercisi olabilir. (Ya da tam tersi olarak ani iştah kesilmeleri ve buna bağlı kilo kaybı) Bebeklikten itibaren var olan iştahlılık hali ise genellikle evdeki yemek yeme alışkanlığı ile ilgili olabilir. Anne karnından itibaren beslenmesine çok özen gösterilen, sürekli yemek yemesi konusunda yönlendirilen, yemek yemenin çok önemli sayıldığı ve bu nedenle evde her türlü yiyeceğin bulundurulduğu ailelerde çocuklar yemek konusunda farklı bir hassasiyete sahip oluyorlar. Bu bazen yemeği tamamen reddetme şeklinde olabildiği gibi bazen de fazla yeme şeklinde olabiliyor. Bu durumda ona yememesi veya az yemesi konusunda yapılan uyarıların hiçbir yararı olmayacaktır. Hatta hatırlatıcı olması nedeniyle yeme isteğini arttırabilir. Belki öncelikle bu konu hakkında hiç konuşmamak, ima bile etmemek ve bu konuda onu serbest bırakmak tercih edilmelidir. Bu konuya ilgi çekmeyi bırakırsanız en azından yeme isteğini daha da arttırmış olmazsınız. Ancak burada kolayca anlaşılamayacak olan bazı başka sıkıntılar da olabilir. Bu nedenle de psikolojik bir değerlendirmenin yapılması ve çocuğunuzun genel psikolojik özelliklerinin anlaşılması başka riskleri de ortadan kaldırabilir. Böyle bir yolla çocuğunuzla olan ilişkinizde hangi tutumları izlemeniz gerektiği konusunda size yol gösterilebilir ve başka sıkıntıların anlaşılması kolaylaşabilir.
Çocuklarda Kilo Problemleri
5 yaşındaki kızımın kilo problemi var. Sanki her geçen gün biraz daha kilo alıyor. Onu fazla yemek yememesi için uyarıyorum, hatta bazen sert davranıyorum. Bazen de çok yumuşak davranıyorum, o zaman da ?Tamam, fazla yemeyeceğim? diyerek bana söz veriyor, ama 5 dakika sonra sözünü unutuyor. Ona nasıl davranmalıyım?
Bu yaşlardaki kilo problemlerinde öncelikle tıbbi bir değerlendirmenin yapılması gerekmektedir. Çocuk hekiminizin görüşüne göre bir endokrinoloji uzmanının değerlendirmesi gerekebilir. Bunun dışında evdeki beslenme düzeninin gözden geçirilmesinde fayda var. Çocuğunuz dengeli beslenebiliyor mu? Çünkü bazen sebze-meyve yeme alışkanlığı olmadığı için ve-veya abur cubur tipi yiyecekler fazla tüketildiği için çocuklar sağlıksız bir şekilde kilo alabilirler. Genellikle bu yaşlarda aşırı kilo alan çocukların (eğer farklı bir fizyolojik sorun yoksa) fazla yemekten değil dengesiz yemekten aşırı kilo aldıkları bilinmektedir. Bu durumda öncelikle yemek düzeni oluşturmalı, öğün aralarında yiyebileceği, şeker, çikolata, abur cubur tipi yiyecekleri evde bulundurmamalısınız. Var olan bir yiyeceğe kısıtlama getirmek her zaman daha zor olmaktadır. Bunun yerine bu tarz besin değeri olmayan ve gereksiz kalori içeren yiyecekleri belki evde hiç bulundurmamak, gerektiği zaman kısıtlı miktarda almak çözüm olabilir. Bu yaştaki bir çocuğu yemek yememesi için uyarmanın birçok olumsuz sonucu olabilir. Öncelikle daha fazla yeme isteği uyandırabilir, gizlice yemeye çalışabilir ve yemek yemek utanılacak bir eyleme dönüşebilir. Bu durum ileride ciddi yeme bozukluklarına sebep olabilecek riskler içermektedir. Yemek konusunda kural getirirken ?az yemek? ya da ?fazla yememek? yerine belirlenen yiyecekleri belirlenen öğünlerde yeme kuralı getirilmelidir. Bunu yaparken de mümkün ise tüm aile bireylerinin bir arada olacağı yemek öğünleri şeklinde bir yemek düzeni daha etkili olacaktır. Yemek yeme alışkanlığı da tüm diğer alışkanlıklar gibi günlük bir düzen içinde doğal akışı içinde ele alınırsa bir problem olmaktan çıkabilir. Ancak tersi olarak tüm ilgi çocuğun kilo almasına yönelirse çocuk bu konu hakkında daha fazla kaygılanacak bu da değişik türde yeme problemlerinin oluşumuna ve kalıcı olmasına yol açacaktır.
7 yaşındaki oğlum çok iştahlı. Eşim de ben de çalışıyoruz. Herhangi bir sağlık problemi yok. Sonra doktorlardan biri nedenini psikolojik olabileceğini, bir psikoloğa götürmemiz gerektiğini söyledi. Sizce bir psikoloğa gitmeli miyim? Sizin bana önerebilecekleriniz neler? Onu bu iştahlı halinden nasıl uzaklaştırabilirim?<
Fazla iştah çocukta kilo problemine neden oluyorsa ve fiziksel bir nedeni yoksa genellikle psikolojik kaynaklı bir iştahtan söz edilir. Ancak buradaki önemli husus çocuğun iştahlı olma özelliğinin ne zamandan beri var olduğudur. Örneğin; daha yakın bir zamanda daha önce yemediği tarzda iştahla yemeye başladıysa ve bu nedenle ani kilo artışı söz konusu olduysa bu ciddi bir problemin habercisi olabilir. (Ya da tam tersi olarak ani iştah kesilmeleri ve buna bağlı kilo kaybı) Bebeklikten itibaren var olan iştahlılık hali ise genellikle evdeki yemek yeme alışkanlığı ile ilgili olabilir. Anne karnından itibaren beslenmesine çok özen gösterilen, sürekli yemek yemesi konusunda yönlendirilen, yemek yemenin çok önemli sayıldığı ve bu nedenle evde her türlü yiyeceğin bulundurulduğu ailelerde çocuklar yemek konusunda farklı bir hassasiyete sahip oluyorlar. Bu bazen yemeği tamamen reddetme şeklinde olabildiği gibi bazen de fazla yeme şeklinde olabiliyor. Bu durumda ona yememesi veya az yemesi konusunda yapılan uyarıların hiçbir yararı olmayacaktır. Hatta hatırlatıcı olması nedeniyle yeme isteğini arttırabilir. Belki öncelikle bu konu hakkında hiç konuşmamak, ima bile etmemek ve bu konuda onu serbest bırakmak tercih edilmelidir. Bu konuya ilgi çekmeyi bırakırsanız en azından yeme isteğini daha da arttırmış olmazsınız. Ancak burada kolayca anlaşılamayacak olan bazı başka sıkıntılar da olabilir. Bu nedenle de psikolojik bir değerlendirmenin yapılması ve çocuğunuzun genel psikolojik özelliklerinin anlaşılması başka riskleri de ortadan kaldırabilir. Böyle bir yolla çocuğunuzla olan ilişkinizde hangi tutumları izlemeniz gerektiği konusunda size yol gösterilebilir ve başka sıkıntıların anlaşılması kolaylaşabilir.
Çocuklarda Kilo Problemleri
5 yaşındaki kızımın kilo problemi var. Sanki her geçen gün biraz daha kilo alıyor. Onu fazla yemek yememesi için uyarıyorum, hatta bazen sert davranıyorum. Bazen de çok yumuşak davranıyorum, o zaman da ?Tamam, fazla yemeyeceğim? diyerek bana söz veriyor, ama 5 dakika sonra sözünü unutuyor. Ona nasıl davranmalıyım?
Bu yaşlardaki kilo problemlerinde öncelikle tıbbi bir değerlendirmenin yapılması gerekmektedir. Çocuk hekiminizin görüşüne göre bir endokrinoloji uzmanının değerlendirmesi gerekebilir. Bunun dışında evdeki beslenme düzeninin gözden geçirilmesinde fayda var. Çocuğunuz dengeli beslenebiliyor mu? Çünkü bazen sebze-meyve yeme alışkanlığı olmadığı için ve-veya abur cubur tipi yiyecekler fazla tüketildiği için çocuklar sağlıksız bir şekilde kilo alabilirler. Genellikle bu yaşlarda aşırı kilo alan çocukların (eğer farklı bir fizyolojik sorun yoksa) fazla yemekten değil dengesiz yemekten aşırı kilo aldıkları bilinmektedir. Bu durumda öncelikle yemek düzeni oluşturmalı, öğün aralarında yiyebileceği, şeker, çikolata, abur cubur tipi yiyecekleri evde bulundurmamalısınız. Var olan bir yiyeceğe kısıtlama getirmek her zaman daha zor olmaktadır. Bunun yerine bu tarz besin değeri olmayan ve gereksiz kalori içeren yiyecekleri belki evde hiç bulundurmamak, gerektiği zaman kısıtlı miktarda almak çözüm olabilir. Bu yaştaki bir çocuğu yemek yememesi için uyarmanın birçok olumsuz sonucu olabilir. Öncelikle daha fazla yeme isteği uyandırabilir, gizlice yemeye çalışabilir ve yemek yemek utanılacak bir eyleme dönüşebilir. Bu durum ileride ciddi yeme bozukluklarına sebep olabilecek riskler içermektedir. Yemek konusunda kural getirirken ?az yemek? ya da ?fazla yememek? yerine belirlenen yiyecekleri belirlenen öğünlerde yeme kuralı getirilmelidir. Bunu yaparken de mümkün ise tüm aile bireylerinin bir arada olacağı yemek öğünleri şeklinde bir yemek düzeni daha etkili olacaktır. Yemek yeme alışkanlığı da tüm diğer alışkanlıklar gibi günlük bir düzen içinde doğal akışı içinde ele alınırsa bir problem olmaktan çıkabilir. Ancak tersi olarak tüm ilgi çocuğun kilo almasına yönelirse çocuk bu konu hakkında daha fazla kaygılanacak bu da değişik türde yeme problemlerinin oluşumuna ve kalıcı olmasına yol açacaktır.
Çocuklarda Kilo Sorunu Nasıl Önlenebilir?
Çocuklardaki kilo sorunu nasıl önlenebilir, neler yapılmalı?
nsanların farklı vücut tipleri vardır, bu nedenle herkes için doğru olan tek bir ağırlık yoktur. Aynı boyda ve yaşta olan çocuklar arasında bazıları diğerlerinden daha kaslı veya gelişmiş olabilir. Bunun nedeni bütün çocukların vücutlarının aynı tip olmaması veya aynı zamanda gelişmemeleridir. Çocukların boylarına göre doğru bir kilo aralığında olup olmadığını bulmak mümkündür ancak biraz çaba gerektirir.
Büyüme ve ergenlik çağı
Herkes aynı hızla büyüyüp gelişmez. Ergenlik sırasında vücut, kızlarda göğüs gelişimi, erkeklerde testislerin büyümesi ve hem kızlarda hem de erkeklerde boyun uzaması ve vücut ağırlığının artması gibi fiziksel değişikliklere yol açan hormonlar salgılamaya başlar. Bu değişimler başladığı zaman birkaç yıl devam eder. Ortalama bir insan ergenlik sırasında yetişkinlik boyuna erişmeden önce 25 cm’ye kadar uzayabilir. Çocukların çoğu bu süreçte vücutlarındaki kas, kemik ve yağ miktarları değiştiğinden dolayı ani bir şekilde kilo alabilirler. Vücuttaki yağ, kas ve kemik oranları doğru olduğu sürece bu kilo alımı tamamen normaldir.
Bazı çocuklar 8 yaş kadar erken bir yaşta gelişmeye başlarken bazıları 14 yaşında gelişmeye başlar. Aynı cinsiyet, boy ve yaştaki iki çocuğun çok farklı vücut ağırlıkları olması bu yüzden normal olabilir. Çocukların aniden daha ağır veya uzun hissetmeye alışmaları garip olabilir. Bu nedenle bir çocuğun ergenliği sırasında vücut ağırlığı konusunda sıkılgan olması normaldir. Eğer çocuğunuzun çok fazla kilo aldığını veya çok zayıf olduğunu düşünüyorsanız, beslenme alışkanlığı hakkında endişeleriniz varsa, mutlaka beslenme uzmanı ile görüşün, çocuğunuzun gerçekten kilo sorunu olup olmadığını öğrenin. Sizin aile geçmişinizin (çocuğunuzda kalıtsal olarak daha uzun, daha kısa veya geç gelişir olmasını sağlayacak özellikler olup olmadığını anlamak için) yanı sıra çocuğunuzun doğum ağırlığı ve büyüme sürecinin de önemli olduğunu unutmayın. Çocuğun fiziksel aktivite seviyesi ve yeme alışkanlıklarını da detaylı yazarak gitmenizde fayda var.
Eğer çocuğunuzun kilosu sağlıklı aralıkta değilse sakın sıkı bir programa veya diyete yönlendirmeyi düşünmeyin. Beslenme uzmanı ve egzersiz desteği ile belirlenen bir planı takip edin. Çocuklar ve ergenler için moda olan diyetleri uygulamak veya kendini aç bırakmak büyümeyi ve cinsel gelişimi yavaşlatır ve kilo verimi genelde kalıcı olmaz sağlık açısından daha büyük riskler doğurabilir.
Zayıflıktan endişeleniyorsa
Peki ya çocuğunuz çok zayıf olduğu için endişeleniyorsa?
Yaşıtlarından daha düşük vücut ağırlığına sahip çocukların çoğu aslında gayet iyi ve normal olabilir. Ergenlikten yetişkinliğe farklı bir zamanda geçiyor olabilirler ve vücutları farklı bir hızda büyüyor ve değişiyor olabilir. Az kilolu ergenlerin çoğu, ilerleyen senelerde ergenlikten çıkarken diğerlerine yetişebilirler. Bazı durumlarda çocuklar ve ergenler tedavi gerektiren bir sağlık sorunu nedeniyle az kilolu olabilirler. Eğer çocuğunuz sıklıkla yorgun veya hasta hissediyorsa veya bir-iki haftadan uzun süren öksürük, karın ağrısı, ishal veya başka şikayetler gibi belirtileri varsa doktorunuzla konuşun. Bazı çocuk ve ergenler dikkat gerektiren anoreksiya veya bulimia gibi yeme bozuklukları nedeni ile az kilolu olabilirler.
Genlerin rolü
Kalıtım bir insanın vücut şekli ve ağırlığında rol oynar. Bazı ailelerin genel olarak vücutlarındaki yağ dağılımı farklıdır veya farklı vücut kompozis-yonları vardır. Ancak genler kader değildir, çocuklar doğru yiyerek ve aktif olarak sağlıklı bir kiloya ulaşabilir ve bunu koruyabilirler.
Genler aile üyelerinin paylaştığı tek şey olmayabilir. Sağlıksız yeme alışkanlıklarının da geçirildiği doğrudur. Aynı evde yaşayan kişilerin yeme ve egzersiz alışkanlıkları muhtemelen bir kişinin fazla kilolu olma riski taşımasında genlerden daha fazla etkilidir.
Eğer aileniz çok fazla yağlı yemekler veya atıştırmalıklar yiyorsa çocuklarınızın da aynısını yapma eğiliminde olabilirler. İyi haber şu ki bu alışkanlıklar iyi yönde değiştirilebilirler. Yürüyüş gibi basit egzersizlerin bile sağlığa büyük faydaları vardır.
Önemli olan tartıdaki bir sayı değil, çocukların içte ve dışta sağlıklı olduklarından emin olmak.
nsanların farklı vücut tipleri vardır, bu nedenle herkes için doğru olan tek bir ağırlık yoktur. Aynı boyda ve yaşta olan çocuklar arasında bazıları diğerlerinden daha kaslı veya gelişmiş olabilir. Bunun nedeni bütün çocukların vücutlarının aynı tip olmaması veya aynı zamanda gelişmemeleridir. Çocukların boylarına göre doğru bir kilo aralığında olup olmadığını bulmak mümkündür ancak biraz çaba gerektirir.
Büyüme ve ergenlik çağı
Herkes aynı hızla büyüyüp gelişmez. Ergenlik sırasında vücut, kızlarda göğüs gelişimi, erkeklerde testislerin büyümesi ve hem kızlarda hem de erkeklerde boyun uzaması ve vücut ağırlığının artması gibi fiziksel değişikliklere yol açan hormonlar salgılamaya başlar. Bu değişimler başladığı zaman birkaç yıl devam eder. Ortalama bir insan ergenlik sırasında yetişkinlik boyuna erişmeden önce 25 cm’ye kadar uzayabilir. Çocukların çoğu bu süreçte vücutlarındaki kas, kemik ve yağ miktarları değiştiğinden dolayı ani bir şekilde kilo alabilirler. Vücuttaki yağ, kas ve kemik oranları doğru olduğu sürece bu kilo alımı tamamen normaldir.
Bazı çocuklar 8 yaş kadar erken bir yaşta gelişmeye başlarken bazıları 14 yaşında gelişmeye başlar. Aynı cinsiyet, boy ve yaştaki iki çocuğun çok farklı vücut ağırlıkları olması bu yüzden normal olabilir. Çocukların aniden daha ağır veya uzun hissetmeye alışmaları garip olabilir. Bu nedenle bir çocuğun ergenliği sırasında vücut ağırlığı konusunda sıkılgan olması normaldir. Eğer çocuğunuzun çok fazla kilo aldığını veya çok zayıf olduğunu düşünüyorsanız, beslenme alışkanlığı hakkında endişeleriniz varsa, mutlaka beslenme uzmanı ile görüşün, çocuğunuzun gerçekten kilo sorunu olup olmadığını öğrenin. Sizin aile geçmişinizin (çocuğunuzda kalıtsal olarak daha uzun, daha kısa veya geç gelişir olmasını sağlayacak özellikler olup olmadığını anlamak için) yanı sıra çocuğunuzun doğum ağırlığı ve büyüme sürecinin de önemli olduğunu unutmayın. Çocuğun fiziksel aktivite seviyesi ve yeme alışkanlıklarını da detaylı yazarak gitmenizde fayda var.
Eğer çocuğunuzun kilosu sağlıklı aralıkta değilse sakın sıkı bir programa veya diyete yönlendirmeyi düşünmeyin. Beslenme uzmanı ve egzersiz desteği ile belirlenen bir planı takip edin. Çocuklar ve ergenler için moda olan diyetleri uygulamak veya kendini aç bırakmak büyümeyi ve cinsel gelişimi yavaşlatır ve kilo verimi genelde kalıcı olmaz sağlık açısından daha büyük riskler doğurabilir.
Zayıflıktan endişeleniyorsa
Peki ya çocuğunuz çok zayıf olduğu için endişeleniyorsa?
Yaşıtlarından daha düşük vücut ağırlığına sahip çocukların çoğu aslında gayet iyi ve normal olabilir. Ergenlikten yetişkinliğe farklı bir zamanda geçiyor olabilirler ve vücutları farklı bir hızda büyüyor ve değişiyor olabilir. Az kilolu ergenlerin çoğu, ilerleyen senelerde ergenlikten çıkarken diğerlerine yetişebilirler. Bazı durumlarda çocuklar ve ergenler tedavi gerektiren bir sağlık sorunu nedeniyle az kilolu olabilirler. Eğer çocuğunuz sıklıkla yorgun veya hasta hissediyorsa veya bir-iki haftadan uzun süren öksürük, karın ağrısı, ishal veya başka şikayetler gibi belirtileri varsa doktorunuzla konuşun. Bazı çocuk ve ergenler dikkat gerektiren anoreksiya veya bulimia gibi yeme bozuklukları nedeni ile az kilolu olabilirler.
Genlerin rolü
Kalıtım bir insanın vücut şekli ve ağırlığında rol oynar. Bazı ailelerin genel olarak vücutlarındaki yağ dağılımı farklıdır veya farklı vücut kompozis-yonları vardır. Ancak genler kader değildir, çocuklar doğru yiyerek ve aktif olarak sağlıklı bir kiloya ulaşabilir ve bunu koruyabilirler.
Genler aile üyelerinin paylaştığı tek şey olmayabilir. Sağlıksız yeme alışkanlıklarının da geçirildiği doğrudur. Aynı evde yaşayan kişilerin yeme ve egzersiz alışkanlıkları muhtemelen bir kişinin fazla kilolu olma riski taşımasında genlerden daha fazla etkilidir.
Eğer aileniz çok fazla yağlı yemekler veya atıştırmalıklar yiyorsa çocuklarınızın da aynısını yapma eğiliminde olabilirler. İyi haber şu ki bu alışkanlıklar iyi yönde değiştirilebilirler. Yürüyüş gibi basit egzersizlerin bile sağlığa büyük faydaları vardır.
Önemli olan tartıdaki bir sayı değil, çocukların içte ve dışta sağlıklı olduklarından emin olmak.
Çocuklarda Kilo Sorunu
Çocuklarda kilo sorunu.
Çocuklarda kilo sorunu veya yaygın adıyla şişmanlık, tüm dünyada önemli bir sağlık sorunudur. Dünyada okul çağındaki 155 milyon çocuğun kilo sorunu olduğu tahmin edilmektedir.1 Ayrıca, 5 yaşın altındaki 22 milyon çocuk da şişmanlık sınırlarının üzerindedir.2 Çocuklarda şişmanlık oranları, tüm ülkelerde hızla artmaktadır.1
Bu çerçevede, uzun yıllardır yetişkinlerin hastalığı olarak kabul edilen şeker hastalığı ve kalp hastalıklarına yönelik risk faktörleri artık çocuklarda da alarm verici boyutlara çıkmıştır.1 2015 yılında 15 yaşın üzerinde 2.3 milyar kişinin kilo sorunu yaşayacağı ve 700 milyon kişinin şişman olacağı tahmin edilmektedir.2
Çocukluk çağındaki kilo sorunu genellikle çok fazla yemek yenmesine ve çok az egzersiz yapılmasına bağlıdır. Çocuklarda şişmanlık tedavisi ve önlenmesi evde başlar. En etkili yol, tüm ailenin sağlıklı alışkanlıklar kazanmasıdır.3
Ailede davranış değişiklikleri yapılması3
Tek başına çocuk değil, tüm aile yaşam tarzlarında sağlıklı değişiklikler yapmaya teşvik edilmelidir. Günlük yaşama kolayca uyabilecek aşamalı değişiklerlerin gerçekleştirilmesi ve uzun dönemde korunması şişmanlık ile mücadelede çok önemlidir. Kilo sorunu yaşamamak için işe, yemek sırasında televizyonun kapatılması, gazlı içecekler yerine su veya süt içilmesi, haftada bir kez yemekten sonra ailece yürüyüşe çıkılması gibi küçük değişiklikler yapılarak başlanabilir.
Önce her aile bireyi ve daha sonra tüm aile için gerçekçi hedefler belirlenmesi yararlı olabilir. (örneğin, çocuğun ara öğünlerde meyve yemesi, ailenin haftada 2 kez hep birlikte yürüyüşe çıkması gibi) Bunun yanısıra eski alışkanlıklara geri dönülmesini kolaylaştıran faktörler belirlenmeli ve bunlara karşı önlemler alınmalıdır. Hedeflere ulaşılması sık sık ödüllendirilmelidir. Örneğin, çocuğunuz veya aileniz hedefine ulaştığında haftasonu birlikte pikniğe ya da sinemaya gitmek gibi etkinlikler motivasyonu arttırabilir.
Kilo sorunu ile mücadelede pozitif davranmak önemlidir. Çocuğun görünümü ve kilosu yerine, yaşam tarzında yapılan sağlıklı değişikliklere odaklanmak daha olumlu sonuçlar verecektir. İdeal kiloya ulaşma sürecinin zaman alan bir süreç olduğu unutulmamalıdır. Esnek bir yaklaşım izlenmesi de yararlı olabilir. Konulan hedeflere ulaşılması teşvik edilmelidir, ancak hedefler zorlayıcı hale geldiyse, işlemeyen bir plan yerine hedeflerin yeniden belirlendiği yeni bir plan hazırlanması daha iyi sonuç verecektir.
Kilo sorunu ile mücadele için sağlıklı bir ortamın yaratılması3
Sağlıklı alışkanlıklar ve davranışlar yaratmaya çalışılırken, bu çabaları destekleyen bir ortamın yaratılması çok önemlidir. Örnek olarak şunlar verilebilir:
• Evde, besin değeri düşük abur cubur yiyecekler ve şekerli içecekler yerine, meyve, sebze, tam tahıllı besinler ve başka sağlıklı seçenekler bulundurulmalıdır.
• Fast-food ve diğer restoranlarda yemek yeme sayısı azaltılmalıdır. Mümkün olduğunca yemekler ailecek yenmelidir. Tabaklara fazla miktarda yemek konmamalıdır. Çocuklar alışverişe ve yemek hazırlanmasına katılmaya teşvik edilmelidir.
• Düzenli olarak ailenin birlikte yapabileceği yürüyüş, bisiklete binme gibi etkinlikler gerçekleştirilmelidir. Çocuklar, araba yıkama, köpek geçdirme gibi atkif günlük etkinliklere dahil edilmelidir. Çocuklar okulda ya da başka mekanlarda spor yapmaya ya da kendi başına yapabileceği dans, ip atlama ya da benzer etkinliklere teşvik edilmelidir.
• Televizyon ve bilgisayar başında geçirilen zaman tüm aile için sınırlandırılmalıdır.
Kilo Sorunu Olan Çocuk İçin Pozitif Bir Model Oluşturulması3
Çocuğun yeni alışkanlıklar kazanmasının en iyi yolu ona pozitif bir model oluşturulmasıdır. Ebeveynlerin davranışları çocuklara ne, ne zaman ve ne kadar yiyeceklerini öğretmeye yardımcı olacaktır.
Pozitif bir model oluşturmak için örnek davranışlar şunlar olabilir:
* Besleyici gıdalar yemek
* Eve besin değeri düşük abur cubur yiyecekler getirmemek.
* Tabağa konan yiyecek miktarını kontrol etmek
* Yüksek kalorili yemekleri sadece özel günlere saklamak
* Televizyonu kapatmak
* Her gün fiziksel olarak aktif olmak.
* Tartıda görülen kilonun değil, yaşam tarzındaki sağlıklı davranışların önemini vurgulamak.
Yaşam tarzını değiştirmek, günlük yaşam koşuşturması içinde zorlayıcı olabilir, ancak aile bir arada davranır ve bir birini desteklerse başarı olasılığı çok yükselecektir. Sonuçta bir yandan şişmanlık sorunuyla baş edilirken diğer yandan da tüm aile sağlıklı alışkanlıklar kazanacaktır.
Çocuklarda kilo sorunu veya yaygın adıyla şişmanlık, tüm dünyada önemli bir sağlık sorunudur. Dünyada okul çağındaki 155 milyon çocuğun kilo sorunu olduğu tahmin edilmektedir.1 Ayrıca, 5 yaşın altındaki 22 milyon çocuk da şişmanlık sınırlarının üzerindedir.2 Çocuklarda şişmanlık oranları, tüm ülkelerde hızla artmaktadır.1
Bu çerçevede, uzun yıllardır yetişkinlerin hastalığı olarak kabul edilen şeker hastalığı ve kalp hastalıklarına yönelik risk faktörleri artık çocuklarda da alarm verici boyutlara çıkmıştır.1 2015 yılında 15 yaşın üzerinde 2.3 milyar kişinin kilo sorunu yaşayacağı ve 700 milyon kişinin şişman olacağı tahmin edilmektedir.2
Çocukluk çağındaki kilo sorunu genellikle çok fazla yemek yenmesine ve çok az egzersiz yapılmasına bağlıdır. Çocuklarda şişmanlık tedavisi ve önlenmesi evde başlar. En etkili yol, tüm ailenin sağlıklı alışkanlıklar kazanmasıdır.3
Ailede davranış değişiklikleri yapılması3
Tek başına çocuk değil, tüm aile yaşam tarzlarında sağlıklı değişiklikler yapmaya teşvik edilmelidir. Günlük yaşama kolayca uyabilecek aşamalı değişiklerlerin gerçekleştirilmesi ve uzun dönemde korunması şişmanlık ile mücadelede çok önemlidir. Kilo sorunu yaşamamak için işe, yemek sırasında televizyonun kapatılması, gazlı içecekler yerine su veya süt içilmesi, haftada bir kez yemekten sonra ailece yürüyüşe çıkılması gibi küçük değişiklikler yapılarak başlanabilir.
Önce her aile bireyi ve daha sonra tüm aile için gerçekçi hedefler belirlenmesi yararlı olabilir. (örneğin, çocuğun ara öğünlerde meyve yemesi, ailenin haftada 2 kez hep birlikte yürüyüşe çıkması gibi) Bunun yanısıra eski alışkanlıklara geri dönülmesini kolaylaştıran faktörler belirlenmeli ve bunlara karşı önlemler alınmalıdır. Hedeflere ulaşılması sık sık ödüllendirilmelidir. Örneğin, çocuğunuz veya aileniz hedefine ulaştığında haftasonu birlikte pikniğe ya da sinemaya gitmek gibi etkinlikler motivasyonu arttırabilir.
Kilo sorunu ile mücadelede pozitif davranmak önemlidir. Çocuğun görünümü ve kilosu yerine, yaşam tarzında yapılan sağlıklı değişikliklere odaklanmak daha olumlu sonuçlar verecektir. İdeal kiloya ulaşma sürecinin zaman alan bir süreç olduğu unutulmamalıdır. Esnek bir yaklaşım izlenmesi de yararlı olabilir. Konulan hedeflere ulaşılması teşvik edilmelidir, ancak hedefler zorlayıcı hale geldiyse, işlemeyen bir plan yerine hedeflerin yeniden belirlendiği yeni bir plan hazırlanması daha iyi sonuç verecektir.
Kilo sorunu ile mücadele için sağlıklı bir ortamın yaratılması3
Sağlıklı alışkanlıklar ve davranışlar yaratmaya çalışılırken, bu çabaları destekleyen bir ortamın yaratılması çok önemlidir. Örnek olarak şunlar verilebilir:
• Evde, besin değeri düşük abur cubur yiyecekler ve şekerli içecekler yerine, meyve, sebze, tam tahıllı besinler ve başka sağlıklı seçenekler bulundurulmalıdır.
• Fast-food ve diğer restoranlarda yemek yeme sayısı azaltılmalıdır. Mümkün olduğunca yemekler ailecek yenmelidir. Tabaklara fazla miktarda yemek konmamalıdır. Çocuklar alışverişe ve yemek hazırlanmasına katılmaya teşvik edilmelidir.
• Düzenli olarak ailenin birlikte yapabileceği yürüyüş, bisiklete binme gibi etkinlikler gerçekleştirilmelidir. Çocuklar, araba yıkama, köpek geçdirme gibi atkif günlük etkinliklere dahil edilmelidir. Çocuklar okulda ya da başka mekanlarda spor yapmaya ya da kendi başına yapabileceği dans, ip atlama ya da benzer etkinliklere teşvik edilmelidir.
• Televizyon ve bilgisayar başında geçirilen zaman tüm aile için sınırlandırılmalıdır.
Kilo Sorunu Olan Çocuk İçin Pozitif Bir Model Oluşturulması3
Çocuğun yeni alışkanlıklar kazanmasının en iyi yolu ona pozitif bir model oluşturulmasıdır. Ebeveynlerin davranışları çocuklara ne, ne zaman ve ne kadar yiyeceklerini öğretmeye yardımcı olacaktır.
Pozitif bir model oluşturmak için örnek davranışlar şunlar olabilir:
* Besleyici gıdalar yemek
* Eve besin değeri düşük abur cubur yiyecekler getirmemek.
* Tabağa konan yiyecek miktarını kontrol etmek
* Yüksek kalorili yemekleri sadece özel günlere saklamak
* Televizyonu kapatmak
* Her gün fiziksel olarak aktif olmak.
* Tartıda görülen kilonun değil, yaşam tarzındaki sağlıklı davranışların önemini vurgulamak.
Yaşam tarzını değiştirmek, günlük yaşam koşuşturması içinde zorlayıcı olabilir, ancak aile bir arada davranır ve bir birini desteklerse başarı olasılığı çok yükselecektir. Sonuçta bir yandan şişmanlık sorunuyla baş edilirken diğer yandan da tüm aile sağlıklı alışkanlıklar kazanacaktır.
Çocuklarda kilo artışına dikkat!
Çocuklarda aşırı kilo artışına dikkat edilmeli.
Ege Üniversitesi (EÜ) Hemşirelik Yüksekokulu İç Hastalıkları Hemşireliği Ana Bilim Dalı Başkanı Prof. Dr. Çiçek Fadıloğlu, ilkokul döneminde şişman olanların yüzde 25'inin, gençlik döneminde şişman olanların ise yüzde 70'inin erişkin yaşlarda da şişman kaldığına dikkati çekti.
Prof. Dr. Fadıloğlu, yaptığı yazılı açıklamasında, tüm dünyada artış gösteren obezitenin, önemli bir sağlık sorunu olduğunu vurguladı.
Dünya Sağlık Örgütü verilerine göre, dünyada 400 milyonun üzerinde obez ve 1 milyar 600 milyon civarında hafif şişman birey bulunduğunu aktaran Fadıloğlu, söz konusu rakamların 2015 yılında 700 milyon ve 2 milyar 300 milyona ulaşmasının tahmin edildiğini, obezitenin giderek artmasının, ''obezite salgını'' olarak adlandırıldığını belirtti.
Dünyada en yüksek obezite oranının ABD'de gözlendiğini, ülkede 20 yaş ve üstü bireylerde obezite oranının yüzde 55'e ulaştığını, Rusya'da erişkinlerin yüzde 54'ünün, Brezilya'da yüzde 36'sının, Malezya'da ise yüzde 27'sinin fazla kilolu olduğunu aktaran Prof. Dr. Fadıloğlu, açıklamasında şunları dile getirdi:
''Ülkemizde yapılan bir araştırmaya göre obezite sıklığı yüzde 22,3 olarak bulundu. Bu araştırmada kadınların yüzde 25,6'sı, erkeklerin yüzde 12,9'u şişman olarak nitelendirildi. Obezite, genetik ve çevresel faktörlerin etkileşimi sonucu ortaya çıkan, tüm dünyada sıklığı giderek artan ve yaşam kalitesini azaltan bir hastalıktır. Obezite, vücudun yağ kütlesinin yağsız kütleye oranının aşırı artması sonucu, boy uzunluğuna göre vücut ağırlığının arzu edilen düzeyin üstüne çıkmasıdır. Oldukça önemli bir halk sağlığı sorunu haline gelen obezite önceleri sağlıklı olmanın göstergesi olarak algılanıyordu. Günümüzde beraberinde kişiye yüklediği ek hastalıklar ve toplumsal problemler nedeniyle kronik ve ölüme sebebiyet veren hastalık olarak kabul edilmektedir.''
Şişmanlığın, orta yaş sorunu olmasına karşın, erken dönemlerde de etkili olabildiğini vurgulayan Fadıloğlu, açıklamasında şu ifadelere yer verdi:
''Şişmanlık orta yaşın sorunu gibi görünüyorsa da yaşamın herhangi bir döneminde ortaya çıkabilmekte ve bebeklik çağında görülen şişmanlığın yetişkinlikte şişmanlık gelişim riskini arttırdığı bilinmektedir. Bugün erişkin şişmanların yüzde 30'unun 18 yaştan önce şişman olan çocuklardan oluştuğu bilinmektedir. İlkokul döneminde şişman olanların yüzde 25'i, gençlik çağında şişman olanların ise yüzde 70'i erişkin yaşlarda da şişman kalmaktadır.''
Ege Üniversitesi (EÜ) Hemşirelik Yüksekokulu İç Hastalıkları Hemşireliği Ana Bilim Dalı Başkanı Prof. Dr. Çiçek Fadıloğlu, ilkokul döneminde şişman olanların yüzde 25'inin, gençlik döneminde şişman olanların ise yüzde 70'inin erişkin yaşlarda da şişman kaldığına dikkati çekti.
Prof. Dr. Fadıloğlu, yaptığı yazılı açıklamasında, tüm dünyada artış gösteren obezitenin, önemli bir sağlık sorunu olduğunu vurguladı.
Dünya Sağlık Örgütü verilerine göre, dünyada 400 milyonun üzerinde obez ve 1 milyar 600 milyon civarında hafif şişman birey bulunduğunu aktaran Fadıloğlu, söz konusu rakamların 2015 yılında 700 milyon ve 2 milyar 300 milyona ulaşmasının tahmin edildiğini, obezitenin giderek artmasının, ''obezite salgını'' olarak adlandırıldığını belirtti.
Dünyada en yüksek obezite oranının ABD'de gözlendiğini, ülkede 20 yaş ve üstü bireylerde obezite oranının yüzde 55'e ulaştığını, Rusya'da erişkinlerin yüzde 54'ünün, Brezilya'da yüzde 36'sının, Malezya'da ise yüzde 27'sinin fazla kilolu olduğunu aktaran Prof. Dr. Fadıloğlu, açıklamasında şunları dile getirdi:
''Ülkemizde yapılan bir araştırmaya göre obezite sıklığı yüzde 22,3 olarak bulundu. Bu araştırmada kadınların yüzde 25,6'sı, erkeklerin yüzde 12,9'u şişman olarak nitelendirildi. Obezite, genetik ve çevresel faktörlerin etkileşimi sonucu ortaya çıkan, tüm dünyada sıklığı giderek artan ve yaşam kalitesini azaltan bir hastalıktır. Obezite, vücudun yağ kütlesinin yağsız kütleye oranının aşırı artması sonucu, boy uzunluğuna göre vücut ağırlığının arzu edilen düzeyin üstüne çıkmasıdır. Oldukça önemli bir halk sağlığı sorunu haline gelen obezite önceleri sağlıklı olmanın göstergesi olarak algılanıyordu. Günümüzde beraberinde kişiye yüklediği ek hastalıklar ve toplumsal problemler nedeniyle kronik ve ölüme sebebiyet veren hastalık olarak kabul edilmektedir.''
Şişmanlığın, orta yaş sorunu olmasına karşın, erken dönemlerde de etkili olabildiğini vurgulayan Fadıloğlu, açıklamasında şu ifadelere yer verdi:
''Şişmanlık orta yaşın sorunu gibi görünüyorsa da yaşamın herhangi bir döneminde ortaya çıkabilmekte ve bebeklik çağında görülen şişmanlığın yetişkinlikte şişmanlık gelişim riskini arttırdığı bilinmektedir. Bugün erişkin şişmanların yüzde 30'unun 18 yaştan önce şişman olan çocuklardan oluştuğu bilinmektedir. İlkokul döneminde şişman olanların yüzde 25'i, gençlik çağında şişman olanların ise yüzde 70'i erişkin yaşlarda da şişman kalmaktadır.''
Kaydol:
Yorumlar (Atom)